Evet, 40 yıl nedir, nasıl birşeydir, kaç cm, kaç metre veya kaç kilometre uzunluğundadır bilenimiz var mı acaba. Bir acı kahvenin 40 yıl hatırı varmış, belkide ölünceye kadardır kimbilir.
40 yıl önce, 31 mayısta lise son sınıfta idim. Haziran başından itibaren lise bitirme sınavları vardı. Sonra da üniversite imtihanları, büyük şehire ilk çıkış,sınav öncesi yıldız teknikte, ilk defa bildiri dinleme. Sonraki yıllarda askerlik ve 1972 yılı 22 Kasım' da Erdemir de çalışmaya başlama.
Bir arkama dönüp baktım ki,emeklilik vaktim gelmiş, bir daha geriye baktığımda ise, emekliliğin üzerinden 10 yıl geçmiş. 40 yıl içinde,Babalar,anneler velhasıl, ellerini öptüğümüz büyüklerimiz ve de gençlerimiz vefat etmiş, çocuklar büyümüş,
kimi evlenmiş kimi ise evlenme hazırlığında,bir kısmı okul,bir kısmı iş çabasında .
İşte 40 yıl böyle birşey olmalı, hiç bir şeyin yerinde durmadığı..Akan bir ırmak gibi.Ve bir fincan acı kahve
mavi gök-mavi deniz mevrealtı
Cumartesi, Mayıs 31, 2008
Pazar, Şubat 24, 2008
Kdz.Ereğli Mevrealtında kar ve güneş
Mevrealtında kar ve güneş.Bir bakmışsınız 50 cm kar,sonraki birkaç gün içinde kardan eser yok. Güneşli sıcacık bir hava.Fazla söze gerek yok.Fotoğraflardan ve yan taraftaki slayttan izlemek en güzeli. Ama önce yavru kedi, sonra kar ve güneş.İşte burası yaşadığımız yer .Ereğlinin de nefes aldığı mevrealtı.
Pazartesi, Ocak 21, 2008
Yavru kedi
Yalvarıyor,yakarıyor kapıyı açtırmak için.Oradan
görüyör içeride sobanın yandığını ve de yemek yendiğini
Biraz sonra içeri girdiğinde, sobanın yanında yatacak,
sağına,soluna dönecek,ayaklarını şöyle bir keyifle gerdirecek.
Ardından karnını doyuracak. El,ayak,yüz temizliği. Ve uyku anı.
Bu yaramaz, minik bir kız. O camdan yavruları ile birlikte
bakacak.
Cuma, Ocak 18, 2008
Neler oluyor hayatta
Bir araba, içinde beş kişi, direksiyonda orta boylu, mavi gözlü sarışın bir sürücü. İstikamet Ereğli'den Eskişehir' e. O direksiyona yakışıyor, direksiyon da ona. Heyecan yok, telaş yok. Yeme içmeye de meraklı. Ama en çok keyif aldığı da sarma sigarası. Her zaman sarma sigarayı keyifle içer ama direksiyon sallarken bir başka. Muhabbeti sever, anlatımı harikadır, arada attığı kahkahalar da ona özel.
Düzce, sonra Hendek ve Adapazarı ardından Pamukova da mola. Buraya kadar bir çırpıda bitmişti sanki yol. Pamukova'nın sıcağı da bir güzel ,havası da. Düzce ve Adapazarı'ndan farklı. Herhalde onun için meyve ve sebze üretimi çok. Osmaneli' ne kadar durum aynı. Orada da karpuz festivali vardı. Bilecik, Bozüyük ve Eskişehir.
Eskişehir'e gidilir de kaplıcaya gidilmez mi.? Sarışın çocuk çok beğendi, suyundan avuç avuç içti. Abi, öyle yazıyor tabelada,bir çok hastalığa iyi geliyormuş bu su, bir pet şişeye doldurup eve getireceğim, dedi. Sonra anladım ki, eşi içinmiş, oda içsin şifa niyetine diye. İnşallah şifa bulmuştur.
Yaz tatili bitmişti, sarışın çocuk ailesiyle Hollanda'ya döndü. Yıllardır oralarda ekmek parası peşinde koşuyordu. Yaz tatilinde ver elini memleket, memleket havası koklamak bir başka , yemeği bir başka, ekmeği bir başka, vücudu orada olupta ruhu burada olmak bir başka. Sarışın Çocuk duydum ki, bir hastalık geçirmişsin. O kadar neşeliydin ki, açıkçası konduramadık hastalığı sana.
Kendine iyi bak, önümüz yaz, yine direksiyonda olacaksın, yine yola çıkacağız, o termalin suyunu hatırlıyorsun değil mi?
İşte, içimizden birisi. İsim mi, isme hiç gerek yok. Benim kardeşim olur, sizin kardeşiniz, anneniz, babanız, komşunuz olur.
Düzce, sonra Hendek ve Adapazarı ardından Pamukova da mola. Buraya kadar bir çırpıda bitmişti sanki yol. Pamukova'nın sıcağı da bir güzel ,havası da. Düzce ve Adapazarı'ndan farklı. Herhalde onun için meyve ve sebze üretimi çok. Osmaneli' ne kadar durum aynı. Orada da karpuz festivali vardı. Bilecik, Bozüyük ve Eskişehir.
Eskişehir'e gidilir de kaplıcaya gidilmez mi.? Sarışın çocuk çok beğendi, suyundan avuç avuç içti. Abi, öyle yazıyor tabelada,bir çok hastalığa iyi geliyormuş bu su, bir pet şişeye doldurup eve getireceğim, dedi. Sonra anladım ki, eşi içinmiş, oda içsin şifa niyetine diye. İnşallah şifa bulmuştur.
Yaz tatili bitmişti, sarışın çocuk ailesiyle Hollanda'ya döndü. Yıllardır oralarda ekmek parası peşinde koşuyordu. Yaz tatilinde ver elini memleket, memleket havası koklamak bir başka , yemeği bir başka, ekmeği bir başka, vücudu orada olupta ruhu burada olmak bir başka. Sarışın Çocuk duydum ki, bir hastalık geçirmişsin. O kadar neşeliydin ki, açıkçası konduramadık hastalığı sana.
Kendine iyi bak, önümüz yaz, yine direksiyonda olacaksın, yine yola çıkacağız, o termalin suyunu hatırlıyorsun değil mi?
İşte, içimizden birisi. İsim mi, isme hiç gerek yok. Benim kardeşim olur, sizin kardeşiniz, anneniz, babanız, komşunuz olur.
Pazartesi, Ocak 14, 2008
Kdz.ereğli'den Mevrealtına kısa bir yolculuk
Bu gün saat 16 civarında,mevrealtına gitmek için ,meydanbaşı, potbaşı, gülüç,tersaneler, mevrealtı hattında çalışan halk otobüsünü bindim. Yoğun trafikte ilerlerken, sorunun nasıl çözülebileceği hakkında düşünmeye başladım. Görevliler de, park yasağına uymayan araçları çekicilerle kaldırmaya uğraşıyor ama, hangisinle uğraşsınlar.
Devrek yol ayrımına kadar,meydanbaşı güzergahının,trafik yükünün azaltılamıyacağı kanaatine varıyorum. Tek yön uygulamasının bu cadde için bir seçenek olması çok zor.Devrek yol ayrımı bile belli saatlerde tıkanıyor.Ama orada çözüm daha kolay.
Erdemir sevkiyat kapısı.Evet ,yoğun kamyon trafiği de buranın derdi,Her iki yöne park etmiş kamyonlar, trafik için büyük sorun. Gülüçten Çengel burnuna kadar yol oldukça bozuk. Araçlar ilerlemekte zorluk çekiyor bazen de bu nedenle şerit ihlali yapıyor.
Madenci tersanesinden itibaren, tersanelerin sonuna kadar, planlama hatası yapıldığını düşünüyorum.Mevcut karayolu zaten dar,tersanelerde yolun kenarında.Servis araçları her iki yöne park etmiş. Çalışanların araçlarıda orada. Düşünün bir de vardiya değişimi yapılıyor. Yolun iki tarafı, işten çıkanla,işe gelenle dolu. Adeta can pazarı.
Yolla,tersane binaları arasında otopark alanları yapılsa, oraları planına uygun yeşillendirilse, sonra da çalışma alanlarına geçilse fena mı olurdu?. Yol üzerinde de bu karmaşa yaşanmazdı. Karayolları oralarda nasıl yol genişlemesi yapacak acaba?
Derken, karşınıza mevrealtı sahili çıkıyor.Ufkunuz açılıyor birden, denizin mavisi de ne kadar da güzelmiş diyorsunuz .Derin derin nefes alıyorsunuz. Anlıyorsunuz ki, Mevrealtının korunması gerekiyor.Kaybedilen çevrenin geri getirilmesi de imkansız.Şunu diyoruz ki, mevrealtına yakışan denizi,kumu ve ormanıdır, tersane yada başkası değil.
Devrek yol ayrımına kadar,meydanbaşı güzergahının,trafik yükünün azaltılamıyacağı kanaatine varıyorum. Tek yön uygulamasının bu cadde için bir seçenek olması çok zor.Devrek yol ayrımı bile belli saatlerde tıkanıyor.Ama orada çözüm daha kolay.
Erdemir sevkiyat kapısı.Evet ,yoğun kamyon trafiği de buranın derdi,Her iki yöne park etmiş kamyonlar, trafik için büyük sorun. Gülüçten Çengel burnuna kadar yol oldukça bozuk. Araçlar ilerlemekte zorluk çekiyor bazen de bu nedenle şerit ihlali yapıyor.
Madenci tersanesinden itibaren, tersanelerin sonuna kadar, planlama hatası yapıldığını düşünüyorum.Mevcut karayolu zaten dar,tersanelerde yolun kenarında.Servis araçları her iki yöne park etmiş. Çalışanların araçlarıda orada. Düşünün bir de vardiya değişimi yapılıyor. Yolun iki tarafı, işten çıkanla,işe gelenle dolu. Adeta can pazarı.
Yolla,tersane binaları arasında otopark alanları yapılsa, oraları planına uygun yeşillendirilse, sonra da çalışma alanlarına geçilse fena mı olurdu?. Yol üzerinde de bu karmaşa yaşanmazdı. Karayolları oralarda nasıl yol genişlemesi yapacak acaba?
Derken, karşınıza mevrealtı sahili çıkıyor.Ufkunuz açılıyor birden, denizin mavisi de ne kadar da güzelmiş diyorsunuz .Derin derin nefes alıyorsunuz. Anlıyorsunuz ki, Mevrealtının korunması gerekiyor.Kaybedilen çevrenin geri getirilmesi de imkansız.Şunu diyoruz ki, mevrealtına yakışan denizi,kumu ve ormanıdır, tersane yada başkası değil.
Cumartesi, Ocak 12, 2008
Kdz.Ereğli'de bir marka Haydar Usta-Özen Koltuk döşeme
Evet o bir marka olmuş Kdz.Ereğli'de. 40 yıllık usta ve 33 yıldır,yani 1975 yılından itibaren de Ticaret Odasına kayıtlı.
Yaptığı iş el emeği göz nuru. Hani, şuradan ver üç tane,beş tane tarzından değil. Üç taneyi , 3 takım koltuk olarak düşünürsek, 15-16 gün gibi bir zamana ihtiyaç var.
Dükkanına tamir için giren iş, onun malı olmuştur artık teslime kadar.Nereler elden geçirilecek, kumaş nasıl kesilecek, kumaş deseni ne tarafa bakacak,oturma arka ve kollarda desen veya çiçeklerin uyumu nasıl olacak gibi.
Bu kadar yıl içinde, hiç bir müşteri, istediğim gibi olmamış, beğenmedim
dememiştir.Çünkü, dükkanda, işin dört dörtlük çıkması için çaba sarf edilir.Yapılan işte, yazılı olmayan bir de garanti vardır sanki. 10-15 bazen de 20 yılda tekrardan geri gelirler tamire.İş, teslim edildikten sonra bile övünç kaynağıdır Haydar Usta için.
Sıkıntılar mı ? Küçük esnafın sıkıntısı ne ise, Haydar Usta da onlarla boğuşuyor.Bir tarafta oda aidatları, muhasebeci ücretleri, diğer tarafta muhtelif vergiler,Bu gibi sanaatkarlar azaldı artık.Yenisi de yetişmiyor. Sanaatkarların bir şekilde korunması gerekiyor.Nasıl mı? Onu da Maliye bulacak.Onları, muhtelif kıskaçlardan kurtararak. Mesela, ustalık belgesi olana bir indirim gibi...
Evet,bahsettiğim usta,kardeşimdir. Yaptığı iş el emeği göz nuru. Bu şekilde yapılan işler,seri üretimlerden daha üstedir. Çünkü çıkarılan işte, ustanın beceri ve zekasın bulursunuz.
Yaptığı iş el emeği göz nuru. Hani, şuradan ver üç tane,beş tane tarzından değil. Üç taneyi , 3 takım koltuk olarak düşünürsek, 15-16 gün gibi bir zamana ihtiyaç var.
Dükkanına tamir için giren iş, onun malı olmuştur artık teslime kadar.Nereler elden geçirilecek, kumaş nasıl kesilecek, kumaş deseni ne tarafa bakacak,oturma arka ve kollarda desen veya çiçeklerin uyumu nasıl olacak gibi.
Bu kadar yıl içinde, hiç bir müşteri, istediğim gibi olmamış, beğenmedim
dememiştir.Çünkü, dükkanda, işin dört dörtlük çıkması için çaba sarf edilir.Yapılan işte, yazılı olmayan bir de garanti vardır sanki. 10-15 bazen de 20 yılda tekrardan geri gelirler tamire.İş, teslim edildikten sonra bile övünç kaynağıdır Haydar Usta için.
Sıkıntılar mı ? Küçük esnafın sıkıntısı ne ise, Haydar Usta da onlarla boğuşuyor.Bir tarafta oda aidatları, muhasebeci ücretleri, diğer tarafta muhtelif vergiler,Bu gibi sanaatkarlar azaldı artık.Yenisi de yetişmiyor. Sanaatkarların bir şekilde korunması gerekiyor.Nasıl mı? Onu da Maliye bulacak.Onları, muhtelif kıskaçlardan kurtararak. Mesela, ustalık belgesi olana bir indirim gibi...
Evet,bahsettiğim usta,kardeşimdir. Yaptığı iş el emeği göz nuru. Bu şekilde yapılan işler,seri üretimlerden daha üstedir. Çünkü çıkarılan işte, ustanın beceri ve zekasın bulursunuz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



