Cuma, Ocak 18, 2008

Neler oluyor hayatta

Bir araba, içinde beş kişi, direksiyonda orta boylu, mavi gözlü sarışın bir sürücü. İstikamet Ereğli'den Eskişehir' e. O direksiyona yakışıyor, direksiyon da ona. Heyecan yok, telaş yok. Yeme içmeye de meraklı. Ama en çok keyif aldığı da sarma sigarası. Her zaman sarma sigarayı keyifle içer ama direksiyon sallarken bir başka. Muhabbeti sever, anlatımı harikadır, arada attığı kahkahalar da ona özel.

Düzce, sonra Hendek ve Adapazarı ardından Pamukova da mola. Buraya kadar bir çırpıda bitmişti sanki yol. Pamukova'nın sıcağı da bir güzel ,havası da. Düzce ve Adapazarı'ndan farklı. Herhalde onun için meyve ve sebze üretimi çok. Osmaneli' ne kadar durum aynı. Orada da karpuz festivali vardı. Bilecik, Bozüyük ve Eskişehir.

Eskişehir'e gidilir de kaplıcaya gidilmez mi.? Sarışın çocuk çok beğendi, suyundan avuç avuç içti. Abi, öyle yazıyor tabelada,bir çok hastalığa iyi geliyormuş bu su, bir pet şişeye doldurup eve getireceğim, dedi. Sonra anladım ki, eşi içinmiş, oda içsin şifa niyetine diye. İnşallah şifa bulmuştur.

Yaz tatili bitmişti, sarışın çocuk ailesiyle Hollanda'ya döndü. Yıllardır oralarda ekmek parası peşinde koşuyordu. Yaz tatilinde ver elini memleket, memleket havası koklamak bir başka , yemeği bir başka, ekmeği bir başka, vücudu orada olupta ruhu burada olmak bir başka. Sarışın Çocuk duydum ki, bir hastalık geçirmişsin. O kadar neşeliydin ki, açıkçası konduramadık hastalığı sana.

Kendine iyi bak, önümüz yaz, yine direksiyonda olacaksın, yine yola çıkacağız, o termalin suyunu hatırlıyorsun değil mi?

İşte, içimizden birisi. İsim mi, isme hiç gerek yok. Benim kardeşim olur, sizin kardeşiniz, anneniz, babanız, komşunuz olur.

Hiç yorum yok: